Fen Bilimleri

 

Eray Bolukçu

Eray Bolukçu

Çarşamba, 24 Nisan 2013 18:32

Hareketli Yaşam ve Spor

 

 Sağlıklı yaşamın en temel kurallarından biri de hareketli yaşam ve spordur. Atalarımızın da dediği gibi ‘işleyen demir pas tutmaz.’ Hantal insanlar her zaman daha çabuk yorulur ve çok çabuk hastalanırlar.  Düzenli bir şekilde egzersiz yapan bireylerin yaşam enerjileri artar, kendilerini daha iyi hisseder ve daha iyi görünürler. Yaşam boyu egzersiz yapmak, kalp ve damar hastalıkları, tansiyon yüksekliği ve ileri yaşlarda kemik yoğunluğunun azalması gibi sorunları azaltır. Başka türlü spor yapma olanağı olmasa bile her gün, hiç değilse gün aşırı en az 30 dakika hızlı tempoda yürüyüş yapmak da iyi bir egzersizdir. Ancak egzersiz yapmak bir yaşam biçimi

 

olmalıdır. Birey günlük hayatını programlarken temel gereksinimleri arasında egzersize de yer açmış olmalıdır. Daha önceden hiç egzersiz yapmamış bir kişi hareketli yaşama geçerken sorunyaşayabilir, ancak bu geçiş döneminin ardından kendi bedenindeki değişiklikleri ve bunun önemini kavrayarak egzersizi hayatının bir parçası haline getirecektir.

 

Düzenli egzersiz yapmak kas gücü ve bedensel esnekliğin yanı sıra kalp damar sistemini güçlendirerek dayanıklılığı da arttırır.  Egzersiz akıl ve ruh sağlığı açısından da faydalıdır. Düzenli egzersizle kişi gerilimini azaltabilir, günlük baskılardan uzaklaşabilir ve zihnini zinde tutabilir.

 

 

İdeal tartıya ulaşmak veya sabit tutmak için de egzersizden faydalanılabilir. Koşmak, yüzmek, tenis oynamak, bisiklete binmek, basketbol, voleybol, futbol, gibi sporlar bedensel çalışmanın yoğun olduğu sporlardandır.

 

 

Egzersiz yapmak için zaman ya da başka koşullar nedeniyle olanak olmadığı düşünüldüğünde, gün içindeki zorunlu hareket egzersize dönüştürülebilir. Özel araç yerine toplu taşıtları tercih etmek, gidilecek yere varmadan bir kaç durak önce inip yola hedefe kadar hızlı bir yürüyüş eklemek, asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak, dans etmek hatta hızlı yürüyüşle alışveriş yapmak dahi hafif formda egzersiz yerine geçebilir.

 

Belli bir program dahilinde ve profesyonel yardım almadan egzersiz yapılacaksa bilinmesi gereken bazı kurallar vardır. Daha önce hiç egzersiz yapmamış olanlar gün aşırı 10 dakika gibi sürelerle başlamalı ve bunu zaman içinde en az 30 dakika olacak şekilde arttırmalıdırlar. Egzersiz öncesinde yumuşak ve yavaş hareketlerle gererek kaslar ısıtılmalıdır. Ani hareketler ve aşırı yüklenme özellikle daha önceden alışık olmayan bireylerde spor yaralanmalarına neden olabilir. Bilinçsizce yapılan aşırı egzersiz ise sağlık için hareketsizlik kadar zararlıdır.

Bilinen bir kronik hastalığı olanlar, egzersiz programlarına başlamadan önce kendilerini izlemekte olan hekime başvurmalıdırlar. Egzersizle birlikte gelen şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığının kalp hastalığı belirtisi olabileceği bilinmelidir. Açık havada yapılacak sporlar için hava kirliliğinin yoğun olmadığı ortamları seçmek dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktadır.

Bedenimiz var olma aracımızdır. Egzersiz sırasında olduğu kadar gündelik yaşamımız sırasında da onu yanlış hareketle gelecek zararlardan korumamız gerekir. Uzun süre aynı şekilde durarak çalışmak zorunda kalındığında çalışmaya ara vererek gezinmek, oturuluyorsa kalkıp dolaşmak, kas yorgunluğunu azaltır. Ağır bir şey kaldırırken belden öne eğilmek yerine, çömelerek ağırlığı bedenin değişik bölümlerine paylaştırmak, belimizi korumak açısından önemlidir. Araçsız ve özel bir teknik kullanmadan yetişkin bir kadının kaldıracağı yük 15 kg.’ı yetişkin bir erkeğin kaldıracağı yük ise 25 kg.’ı geçmemelidir. Kullanılan ayakkabı, doğal bel kavsini destekler nitelikte hafif topuklu olmalıdır. Uzun süre oturularak yapılan işlerde oturulan koltuk ya da sandalye bel boşluğunu desteklemelidir. Ayakları dayamak için yükseltici basamak bulunmalıdır. 

 

Çarşamba, 24 Nisan 2013 18:26

Dengeli Beslenmek İçin Neler Yapmalıyız?

 

Sağlıklı beslenme, vücudun büyüme, gelişme ve günlük işlevlerinin sürekliliğinin sağlanması için gerekli olan besin öğelerinin yeterli miktarlarda alınmasıdır. Bu anlamda dengeli beslenmek çok yemek anlamına gelmez. Aksine insan vücudu için gerekli olan çok çeşitli besinlerden günlük olarak yeterli miktarda tüketmeyi ifade eder. Örneğin kahvaltıda çok sevdiğimiz çikolatayı çok yemek yerine birkaç zeytin, bir yumurta, küçük bir dilim peynir, biraz reçel, iki dilim ekmekle yemek gerekir. Böylece bir öğünde hem protein hem kalsiyum, karbonhidrat, yağ, şeker, hem de birçok vitamini bir arada almış oluruz. Günlük olarak süt içmek de kalsiyum ihtiyacımızı sağlamak için önemlidir. Yine günlük olarak  mutlaka  protein içeren kuru baklagillerden ( nohut, kuru fasulye vb.), bol vitamin içeren meyve ve sebzeden tüketmek gerekir.

     

Sağlıklı beslenmek için genel olarak dikkat etmemiz gerekenleri sıralayacak olursak:

 

·         Her sabah mutlaka kahvaltı yaparak güne başlamalıyız

·         Günlük öğünleri atlamamalıyız

·         Öğün aralarında abur cubur tüketmemeye bunun yerine meyve yemeye dikkat etmeliyiz

·         Bol sebze ve meyve yemeliyiz

·         Günde en az 5-6 bardak su içmeliyiz.( çay çorba meyve suyu gibi içecekler suyun  yerini tutmaz)

·         Kola gibi asitli içeceklerden uzak durmalıyız.

·         Çay ve kahve mümkün olduğunca az içmeliyiz.

·         Kızartma, kavurma, aşırı yağlı ve şekerli gıdalarla açıkta satılan yiyeceklerden yememeliyiz.

·         Çiğ yenen sebze ve meyveleri bol su ile yıkadıktan sonra yemeliyiz.

·         Tarihi geçmiş besinleri yememeliyiz.

·         Her gün mutlaka bir bardak süt içmeliyiz.

·         Yemek seçmemeye her besinden yeterli miktarda tüketmeye dikkat etmeliyiz.

Günümüzde dengeli beslenmede en sık yaşanılan sorun obezite yani aşırı şişmanlık sorunudur. Dengesiz ve sağlıksız koşullarda beslenmenin sonucu olarak gelişen bu sorun gittikçe yaygınlaşan evrensel bir sorun haline gelmiştir. Özellikle hazır satılan içerisinde katkı maddeleri taşıyan bu besinlerin yaygın tüketimi bu sonucun gelişmesinde en önemli etkendir. Hamburger, ketçap,mayonez, kola türünden besinleri aşırı tüketilmesi sağlıksız bir şekilde kilo alımına neden olmaktadır. Şişmanlık şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere pek çok hastalık açısından risk oluşturur.  Bu nedenle hazır satılan bu türden besinlerden uzak durmak, mümkün olduğunca evde pişirilen yemeklerden yemeyi ve doğal beslenmeyi esas almak sağlıklı beslenme açısından oldukça önemlidir.

 

Ergenlik çağı,  kızların yaşamı açısından vücutlarının küçük bir kız çocuğundan kadın olmaya doğru değiştiği zamandır. Bunun yanında ergenlik dönemi sonunda vücudunuz bebek yapabilecek özelliklere sahip olur. Yani kızların doğurganlık özelliğini kazanmaya başladıkları dönemi ifade eder. Ergenliğe giriş için kesin bir zaman yoksa da genel olarak kızlar 9- 14 yaşları arasında ve erkeklerden daha erken ergenliğe girerler. Bu nedenle yaşamın bu döneminde kızlar -erkekler kendilerini yakalayıncaya kadar- birkaç yıl erkeklerden daha uzun ve daha olgundurlar.
     Göğüsler
     Kızların çoğunda ergenlik, göğüslerin büyümesi ile başlar. Göğüslerinizin büyüdüğünü meme uçlarının birisinin veya her ikisinin üzerinde küçük ve hassas bir kabarıklık meydana gelmesi ile fark edersiniz. Bu kabarıklık birkaç yıl içinde giderek büyüyecektir. Başlangıçta bir göğüs diğerinden daha büyük olabilir ve bu durum bazen göğüsler son şeklini alıncaya kadar sürebilir. Göğüsler gelişmeye başlayınca sutyen takma ihtiyacı duyarsınız. Bazı kızlar sutyeni ilk kez giydiklerinde heyecanlanırlar, çünkü bu kadın olmaya doğru ilk adımdır! Bununla birlikte bazı kızlar (özellikle arkadaşları arasında ilk kendileri sutyen taktığında) utanabilir. Sizin ilk sutyen giymeniz toplum içinde büyümüş muamelesi görmenize neden olacak ve onlar açısından bu durum utanma konusu değil sizin büyümenizden dolayı gurur konusu olacaktır.

    Kıllar
    Ergenlikle birlikte genital bölgede (bacaklarınızın arasında) yumuşak kıllar görünmeye başlayacaktır. Bu kıllar daha sonra sık ve kıvrımlı hale gelecektir. Genital bölgedeki kıllanma ile birlikte kol altlarında ve bacakların üzerinde de kıllar görünecektir. Birçok kadın bu kılları temizlemektedir. Bu işlemin tıbbi bir nedeni yoktur-tamamen kişisel seçim konusudur. Tıraş etmeye karar verirseniz bol miktarda sabun, su ile kadınlar için yapılmış temiz bir jilet kullanmalısın. En iyisi kendinize ait bir jilet veya elektrikli tıraş makinesinin olmasıdır. Bu araçları asla arkadaşlarınız veya ailenizden birisiyle paylaşmayınız.

   Vücut şekli
   Zamanla kalçalarınız genişleyecek, beliniz ise daralacaktır. Vücudunuz karın, kalça ve bacaklarınızda yağ depolamaya başlayacaktır. Bu gelişme normaldir, çünkü böylece kadın vücuduna özgü çizgiler meydana gelmektedir.

     Vücut ölçüleri
     Kollarınız, bacaklarınız, elleriniz ve ayaklarınız vücudunuzun geri kalan kısımlarına göre daha hızlı büyüyecektir. Vücudunuzun geri kalan kısımları kol ve bacaklarınızdaki büyümeyi yakalayıncaya kadar kendinizi biraz biçimsiz (hantal) hissedebilirsiniz. Ancak sonradan vücudunuzun belli bir biçime kavuşacağını bilmelisiniz.

    Deri
    Deri ergenlikle birlikte daha yağlı hale gelir ve daha çok terlediğinizi fark edersiniz, çünkü ter bezleri de büyümeye başlamıştır. Derinizi her gün temizlemeniz gereklidir. Bunun yanında koku ve ter ıslaklığını önlemek için deodorant veya ter etkisini azaltan spreyler kullanabilirsiniz. Derinizi temiz tutma çabalarına rağmen yine de yüzünüzde sivilceler olacaktır. Bu sivilceler akne olarak isimlendirilir ve ergenlik dönemindeki hormonların yükselmesine bağlı olduğundan normal kabul edilir. Bütün ergenlerde şu veya bu zamanda akne olacaktır. Akneleriniz çok şiddetli ise bir doktora danışmanızda yarar olabilir.

    Adet kanaması(regl)
    Kızların çoğunda 9 -16 yaş arasında adet kanmasıbaşlar. Ergenlik döneminde yumurtalıklarda dişi döllenme hücreleri olgunlaşır bu hücreler cinsel birleşme ile kadın iç genital organlarına ulaşan erkek döllenme hücresi (sperm) ile karşılaşırsa hamile kalınır ve bebek meydana gelir. Bu sırada bebeğe hazırlık olarak rahim iç yüzeyinde kan hücrelerini de içeren kalın bir tabaka oluşur. Eğer yumurtalıklar sperm ile karşılaşmazsa rahim içindeki hazırlık gereksiz hale gelir ve bu doku adet kanaması olarak vajinadan dökülür. Adet kanaması her ay tekrarlanarak belli bir yaşa - Genellikle ellili yaşalar, menopoz dönemine - kadar devam eder. Bir kız çocuğunda adet kanamalarının başlaması artık hamile de kalabileceği anlamına gelir.

 

    Adet dönemlerimde çamaşırlarınızın kirlenmemesi için ped veya temiz yıkanmış ve ütülenmiş bez kullanmanız gereklidir. Adet kanaması genellikle 3- 7 gün sürer ve daha sonra 1- 2 gün kanama renksiz bir akıntı şeklinde devam edebilir. Yine ilk adet döneminden itibaren ilk bir yıl adet düzensiz aralıklarla gerçekleşebilir.  Bunlar normaldir ve belli bir süre sonra düzene girecektir.

     Halk arasında adetliyken banyo yapmanın zararlı olduğu düşüncesi yaygındır. Tam tersine adet dönemlerinde sık sık ılık duş almak hem bedensel rahatlık hem de kötü kokuları gidermek için özellikle gereklidir. Yine bu adet dönemlerini hastalık olarak değerlendirmemek gerekir. Aksine bu dönemleri sağlıklı yaşamın bir parçası olarak görmeliyiz. Bu nedenle hasta insanlar gibi evde yatarak geçirmemelidir. Günlük yaşantınızın normal akışını değiştirmemelisiniz. Bu dönemde yürümek, egzersiz yapmak ağrılarımızın azalmasına yardımcı olur. Yine dayanılmayacak derecede ağrınız olmadığı sürece ağrı kesici ilaçlar kullanmamaya da özen gösterilmelidir. Adet dönemleri düzenli hale geldikten sonra da hastalık, stres, ağır egzersiz yapmak, yetersiz beslenme veya birçok şeye sinirlenmek gibi durumlarda adet aksayabilir. Yine bütün bu nedenlerin yanında adet gecikmelerinde hamile kalınmış olabileceği akla gelmelidir.

        Bazı çocukların adet kanamaları diğerlerinden daha ağır olabilir. Fakat üzülmeyin, sağlığınızı etkileyecek kadar kanama olmaz. Vücudunuzda 5 litre kan vardır ve adet sırasında ancak 50- 100 ml kan kaybedersiniz. Bununla birlikte gerçekten ağır bir kanamanız olabilir ( günde 6- 8 ped değiştirmeniz gerekebilir), bu durumda çocuk hekiminizle görüşmenizde yarar vardır.

         Adet dönemlerinde, öncesinde veya sonrasında aşağıdaki yakınmalar görülebilir:

  • Karında gaz birikmesi
  • Karında veya kasıklarda kramplar biçiminde ağrı
  • Göğüslerinizde hassasiyet veya şişkinlik
  • Baş ağrısı
  • Kendini kötü hissetme ve huzursuzluk gibi ani duygusal değişiklikler
  • Belde ve bacaklarda ağrı
  • Depresyon görülebilir.

Yukarıdaki bulgular normalde yaşamımızı çok fazla etkilemeyecek derecede gerçekleşir. Ancak şiddetli olduğunda çocuk hekiminizle görüşmeniz gereklidir.

Perşembe, 18 Nisan 2013 20:26

Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm

1. Yenilenebilir Enerji Kaynakları

Sürekli olarak kullanıldığı halde tükenmeyen ve yeniden üretilebilen enerji kaynaklarına yenilenebilir enerji kaynakları denir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının tükenmeyen kaynaklar olmasının yanında kullanımı sonucunda oluşan atık maddelerin az olması ve oluşan atık maddelerin çevreye çok fazla zarar vermemesi oldukça önemlidir. Hem doğanın korunması hem de ülke ekonomisine yarar sağlanması bakımından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması önemlidir.

a) Hidroelektrik Kaynaklar

Suyun potansiyel enerjisinden yararlanılarak üretilen elektrik enerjisine hidroelektrik enerji denir.

Hidroelektrik santrallerde, akarsuların önüne set konularak baraj gölü oluşturulur. Bu sayede suyun yüksekliği arttırılarak potansiyel enerji kazanması sağlanır. Set üzerinde açılan boşluklardan hızla akan suyun enerjisi jeneratörler yardımıyla elektrik enerjisine dönüştürülür.

 

 

b) Jeotermal Kaynaklar

Yeryüzünün iç tabakalarında bulunan sıcak su ya da buhardan faydalanılarak elde edilen enerjidir. Yeraltı sularının magma tabakasının etkisiyle ısınması ve buharlaşması sonucunda oluşan bu kaynaklar elektrik enerjisi üretilmesinde kullanılır. Sıcak suyun oluşturduğu buhar ile tribünlerin hareketi sağlanır ve elektrik enerjisi üretilir.

c) Rüzgar Enerjisi

Rüzgarın hareket enerjisinden yararlanılarak elektrik enerjisi üretilir. Bunun için rüzgar jeneratörleri kullanılır. Rüzgar potansiyelinin yüksek olduğu yerlere kurulan bu jeneratörler, rüzgarın etkisiyle dönerek elektrik enerjisi üretirler. Rüzgar enerjisi çevre kirliliği oluşturmayan, temiz bir enerji kaynağıdır.

 

d) Güneş Enerjisi

Günümüzde kullanılan bütün enerji kaynaklarının ana kaynağı Güneş enerjisidir. Güneş enerjisi;

Ø  Yeryüzünü aydınlatma

Ø  Fotosentezle besin üretimi

Ø  Rüzgarların oluşumu

Ø  Yeryüzünün ısınması, gibi pek çok işleve sahiptir.

İnsanlar Güneş enerjisinden;

Ø  Güneş panelleri(su ısıtmada),

Ø  Güneş pilleri,

Ø  Güneş fırınları,

Ø  Radyometrelerle hareket enerjisine dönüştürme,

Ø  Elektrik üretimi, gibi pek çok alanda yararlanmaktadır.

Uydulardaki güneş panellerinde güneş enerjisi doğrudan elektrik enerjisine dönüştürülür ve ihtiyaç duyulan enerji buradan sağlanır.

e) Biyokütle Enerjisi

Hayvan ve bitki atıklarından yararlanılarak elde edilen enerjiye biyokütle enerjisi denir. Biyokütle enerjisi, çiftlik hayvanlarının dışkıları, besin atıkları, ölü ağaçlar, ağaç dalları, talaş, ekinler,çöpler gibi atık maddelerden elde edilir.

Biyokütle enerjisi elde edilecek atıklar güç santrallerine getirilir. Burada atık çukurlarına boşaltılır ve yakılır. Yanma sırasında ortaya çıkan sıcak gazlar çeşitli işlemlerden geçirilerek elektrik enerjisi üretilir.

Biyokütle enerjisi elde etmenin diğer bir yolu atık ve kalıntıları bekletme tanklarında çürümeye bırakmaktır. Bu tanklarda çürüyen atıklardan metan gazı açığa çıkar. Bu gazlar daha yakılarak enerji üretilir. Aynı yöntem hayvan dışkılarına da uygulanabilir.

 

 

 

 

2. Yenilenemez Enerji Kaynakları

Bir defa kullanıldığında tükenen ve yenilenmesi çok çok uzun süreler gerektirilen enerji kaynaklarına yenilenemez enerji kaynakları denir. Bu kaynakların oluşumu için milyarlarca yıl geçmesi gerekmektedir. Ayrıca yenilenemez enerji kaynaklarının kullanımı sonucunda oluşan atık maddeler çevre kirliliğine sebep olarak doğaya zarar verir. Kömür, petrol, doğal gaz ve nükleer enerji yenilenemez enerji kaynaklarıdır.

a) Fosil Yakıtlar

Kömür, petrol ve doğal gaz fosil yakıtlardır. Fosil yakıtlar canlı kalıntılarının  çok uzun süre ayrışmadan toprak altında kalmasıyla oluşur.

Fosil yakıtlardan termik santrallerde elektrik enerjisi elde edildiği gibi; ev ve iş yerlerinde ısıtma amaçlı olarak da kullanılabilir. Ülkemizde elektrik enerjisi üretiminde en fazla kullanılan kaynak kömürdür.  Petrol ise Dünya da en yaygın kullanımı olan enerji kaynağıdır. Çünkü petrol sadece enerji üretiminde değil; benzin, mazot, LPG, plastik, naftalin, boya, teflon ve pek çok ürünün üretiminde kullanılır. Doğal gaz renksiz, kokusuz ve sade bir yakıttır.

Fosil yakıtların kullanılması sonucunda oluşan karbondioksit(CO2) , azotoksitleri(NO, NO2), ozon(O3), kükürtdioksit(SO2) ve kurşun(Pb) gibi atıklar hava, su ve toprağın kirlenmesine sebep olur. Bu durum canlıların yaşam ortamlarına zarar verir.

Fosil yakıtların kalan kullanım ömrü:

Kömür -------->230 yıl

Doğal Gaz----->65 yıl

Petrol---------->42 yıl

b) Nükleer Enerji

Potasyum, uranyum ve toryum gibi radyoaktif elementlerin kullanılmasıyla açığa çıkan enerjiye nükleer  enerji denir.

Nükleer enerji santrallerinde, nükleer enerji elektrik enerjisine çevrilir. Nükleer enerji den elektrik üretimi sırasında oluşan atıklar radyoaktif atıklardır ve çevreye radyasyon yayar. Radyasyon canlılarda ölüm, mutasyon, kanser vb. ciddi sorunlara sebep olur. Bu nedenle radyoaktif atıklar özel alaşımlı  kasalara koyularak toprağın derinliklerine gömülür ve uzun süre denetlenir.

Nükleer santrallerde sızıntı  ya da yanma olması durumunda çevrede etkileri uzun süre geçmeyen tahribatlara sebep olur. Bu nedenle çok dikkatli kullanılması gerekir.

Ülkemizde Mersin-Akkuyu'ya nükleer santral kurulumu yapılmaktadır. Şu anda aktif olan bir nükleer santral bulunmaktadır.