Fen Bilimleri

 

Eray Bolukçu

Eray Bolukçu

Pazar, 20 Ağustos 2017 19:13

Dünya, Güneş Ve Ay'ın Şekli

 

Geçmişte insanlar Dünya, Güneş ve Ay'ın şekilleri ve büyüklükleri hakkında çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir. Dünya ve Ay'ın tepsi gibi düz Güneş'in yaprak şeklinde olduğu hatta Dünya'nın öküzün boynuzları üzerinde duran bir nesne olduğu  düşünülmüştür. Eski Mısır'da filozoflar Dünya'yı bir kutu, gökyüzünü kapak gibi ; Hintliler de Dünya'yı dört filin tepesinde duran bir daire gibi düşünmüşlerdir.

İlerleyen yıllarda bilim insanları sürekli araştırmalar yapmış, bu amaçla gözlem evleri kurmuş, teleskopu icat etmişlerdir.

 Günümüzde ilerleyen teknoloji sayesinde yeni teknolojik teleskoplar yapılmış, gök cisimlerinin uzaydan fotoğrafları çekilmiş ve gerçek şekilleri ve büyüklükleri bulunmuştur.

Gök cisimlerini inceleyen bilim dalına astronomi, gök bilimleri ile uğraşan bilim insanlarına da astronom(bilim insanları) denir. Thales, Uluğ Bey, Thcho Brahe, Nasurettin Tusi, Batlamyus, Harezmi, Nikolas Kopernik, Galileo Galilei astronomi biliminin gelişmesine katkıda bulunan bilim insanlarıdır.

Günümüzde yapılan çalışmalar Dünya, Güneş ve Ay'ın küre şeklinde olduğunu tespit etmiştir. Çevremize baktığımızda Dünya'nın yüzeyi düz gibi görünmesine rağmen bazı olaylar Dünya'nın küre şeklinde olduğunu kanıtlar. Örneğin bir noktadan hareket eden geminin sürekli aynı yönde ilerleyerek başladığı noktaya ulaşması veya bize yaklaşan bir geminin önce dumanının sonra bacasının en son da gövdesinin görünmesi Dünya'nın küre şeklinde olduğunun bir göstergesidir.

Dünya'nın tamamının şeklini anlamak için sadece Dünya'dan bakmak yetmez. Uzaydan çekilen fotoğraflar Dünya, Güneş ve Ay'ın şeklini tam olarak anlamamızı sağlamıştır. 

 

Pazar, 20 Ağustos 2017 19:13

Dünya, Güneş ve Ay'ın Büyüklükleri

Güneş'in çapı Dünya'nın çapından yaklaşık yüz kat büyüktür. Dünya'nın çapı ise Ay'ın çapının yaklaşık dört katıdır. Dünya, Güneş ve Ay'ın büyüklüklerini daha iyi anlayabilmek için Ay'ı bir mercimek tanesi; Dünya'yı bir nohut; Güneş'i bir basketbol topu olarak hayal edebiliriz.

Dünya'nın içerisine 64 tane sığabilir. Güneş'in içerisine de bir milyon tane Dünya'nın sığacağı söylenebilir.

Gök yüzüne baktığımızda Ay ve Güneş'i yaklaşık olarak aynı büyüklükte görürüz. Bunun sebebi Güneş Dünya ve Ay arasındaki uzaklıklardır. Cisimler uzaklaştıkça olduğundan daha küçük görünür.

Ay Dünya'dan yaklaşık 380.000 kilometre; Güneş ise 150.000.000 kilometre uzaklıktadır. Yani Güneş'in Dünya'ya olan uzaklığı; Ay'ın Dünya'ya olan uzaklığından 400 kat daha fazladır.

Güneş çok güçlü bir ışık kaynağıdır. Bu nedenle Güneş'e çıplak gözle, dürbünle ya da teleskopla bakılmamalıdır. Güneş'e özel olarak üretilmiş Güneş filtreleri veya gözlükleri kullanılarak bakılmalıdır. Ay ise bir ışık kaynağı olmadığından Ay'a çıplak gözle bakabiliriz. Ay Güneş'ten aldığı ışığı yansıtır. 

Pazar, 20 Ağustos 2017 19:09

Ay'ın Hareketleri ve Evreleri

Ayın Hareketleri

Ay Dünya'ya en yakın gök cismidir. Ayda Dünya gibi kendi etrafında döner. Ay kendi ekseni etrafında dönerken, Dünya'nın etrafında da döner. Ayrıca Dünya ile birlikte Güneş'in etrafında da döner. Ay Güneş etrafındaki dönüşünü Dünya ile birlikte 365 gün 6 saatte tamamlar. Ay kendi etrafındaki ve Dünya etrafındaki dönüşünü eşit sürede tamamlar. Bu nedenle Dünya'dan baktığımızda Ay'ın hep aynı yüzünü görürüz. Bu süre yaklaşık olarak 29 gündür.

Ay bir ışık kaynağı değildir. Güneşten aldığı ışığı yansıtır. Ay Dünya'nın etrafında dönerken Ay'ın Güneş'e dönük yerlerini görürüz. Ay'ın Güneş ışığı almayan yerlerini Dünya'dan göremeyiz. Bu nedenle Ay'ı gökyüzünde sürekli değişik şekillerde görürüz.  Ay'ın gökyüzünde görülen değişik şekillerine Ay'ın evreleri denir. Ay'ın evreleri düzenli olarak tekrar eden bir doğa olayıdır. Ay'ın dört tane evresi vardır. Bunlar yeni ay, ilk dördün, dolunay ve son dördün olarak adlandırılır. Her evde yaklaşık bir hafta sürer.

Yeni Ay: Ay, Dünya ile Güneş arasına girdiğinde ayın karanlık yüzü Dünya tarafında kalır, bu nedenle yeni ay evresi ayın görünmediği karanlık evredir. Zamanla ay gökyüzünde ince bir şerit olarak görünmeye başlar. Ayın bu şekline Hilal denir.

İlk Dördün: Ayın sağ tarafının yarım daire şeklinde aydınlık olarak göründüğü evredir.

Dolunay: İlk dördün evresinden sonra ayın görünen yüzeyi genişlemeye devam eder. Sonunda bütün bir daire olarak göründüğü evreye Dolunay evresi denir. Bu evrede Ay Güneş'ten aldığı ışığın tamamını yansıtır.

Son Dördün: Dolunay evresinin ardından Ay'ın görünen alanı giderek küçülür. Bu sırada Ay bir kez daha yarım daire şeklinde görünür. Ay'ın sol tarafının yarım daire şeklinde aydınlık göründüğü evredir.

İnsan oğlu Ay'a ilk kez 1969 yılında ayak basmıştır. Ay'a ilk ayak basan kişi Neil Amstrong'tur. 

Salı, 30 Ağustos 2016 09:34

Elementler ve Sembolleri

Maddeler atom adı verilen çok küçük parçalardan meydana gelmiştir. Bu atomların çeşitli şekillerde bir araya gelmesi ile elementler ve bileşikler oluşur.

İnsanlar çok eski zamanlardan itibaren doğada var olan maddeleri çeşitli şekillerde sınıflandırmaya çalışmışlardır. İlk çağlarda doğada var olan dört temel element var  olduğu düşünülmüş; bunlar su, hava, toprak ve ateş olarak tanımlanmıştır. Daha sonra insanlar doğadaki maddeleri altına dönüştürebileceklerine inandılar. Simyacılık adı verilen bu işte çalışanlar, yıllarca birçok metali altına dönüştürmek için uğraştılar. Simyacılar metalleri altına dönüştüremediler ama bugün kimya adı verilen bilim dalının doğmasına neden oldular. Altın bulma çalışmalarında birçok yeni element ve alaşım bulunmuştur.17. yüzyıla gelindiğinde Robert Boyle isimli bir bilim adamı bu düşüncenin yanlış olduğunu açıkladı ve elementi daha küçük parçalara ayrılmayan madde olarak tanımladı.Daha sonraları element kavramı ile ilgili görüşler gelişti ve bugünkü halini aldı.Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda elementlerin tek çeşit atom içerdiği ve bir elementin başka bir elemente dönüşmeyeceği kanıtlanmıştır.

Aynı cins atomların bir araya gelmesiyle oluşan saf maddelere element denir.

Adsız
    Oksijen        Demir

Demir, altın, gümüş, oksijen, hidrojen, karbon başlıca elementlerdir.Doğada bulunan her madde elementlerden oluşmuştur. Farklı maddeler farklı element atomlarından veya moleküllerinden oluşan taneciklerden oluşmuştur. Bu cümleden de anlayacağımız gibi elementler sadece atomlardan oluşmazlar elementler moleküllerden de oluşabilirler. Atomlardan oluşan elementlere atomik yapılı element, moleküllerden oluşan elementlere ise moleküler yapılı element denir. Doğada az sayıda element varken çok sayıda canlı ve cansız varlık vardır. Bu yüzden maddeler tek cins elementten oluşmakla kalmayıp farklı cins elementlerden de oluşabilirler.Elementler tek çeşit atom içerdiği için kendisinden daha küçük yapılara ayrıştırılamaz. Ayrıca bir elementin içerdiği atomlar, diğer elementin içerdiği atomlardan farklıdır.

Doğada 100'den fazla çeşit element vardır.

 

Elementlerin hepsi bir anda keşfedilmemiştir. Zamanla elementler keşfedilmiştir. Keşfedilen element sayısı artınca bu elementlere isim verme ihtiyacı da artmıştır ve elementlere, bazı elementlerin  rengi,kokusu gibi fiziksel özelliklerine göre bazı elementlerin yanıcılığı,girdiği tepkimeleri gibi kimyasal özelliklerine göre isimler verilmiştir. Elementler zamanla yine çoğalmaya devam ederken elementleri daha sistematik hale getirmek,zaman kaybına uğramamak ve de bilimsel iletişimi daha da kolay hale getirmek için bilim adamları elementleri sıralamış ve de element isimlerini kısaltıp sembol haline getirmişlerdir. Bu süreç sonucunda ise periyodik tablo oluşmuştur. Elementlerin isimleri, bilimsel dil olan Latince isimlerine göre kısaltılmıştır. Bazı elementlerin sembolleri  Latince adlarının ilk iki harfi şeklindeyken bazılarının sadece tek harflidir ve bu harf Latince isimlerinin baş harfidir. Doğada var olan elementler periyodik çizelge adı verilen bir tablo ile gösterilmiştir. Periyodik cetveldeki ilk 20 element sıklıkla kullandığımız elementlerdir.

Element      Latince Adı            Sembolü 

Hidrojen       Hydrogenium           H

Karbon        Carboneum             C

Azot             Nitrogenium             N

Oksijen        Oxygenium              O

Kükürt          Sulfur                        S

Dünyanın farklı yerlerinde farklı alfabeler kullanılmasına rağmen elementlerin sembolleri hep aynıdır. Uluslar arası bir ölçü sisteminin kullanılması yani sembollerin dünyanın her yerinde aynı olması, dünyadaki bilgi paylaşımını ve iletişimini kolaylaştırır.

Elementlerin sembolleri  Latince adlarının baş harfleri (büyük harf) kullanılarak oluşturulmuştur. Ancak bazı elementlerin baş harfleri ortak olduğundan elementin ikinci harfi küçük olarak yanına eklenmiştir.

Örneğin:   Hydrogenium   -------> H

                  Helyum    --------------->He

                  Carboneum ------------>C

                  Calsium ---------------> Ca

Periyodik tabloda ilk 20 elementin adı ve sembolleri aşağıda yer almaktadır.

Yukarıda yazılan semboller element atomik yapıda olursa geçerlidir element moleküler yapıda olursa formüllerle gösterilir. Yani Hidrojen elementi atomikse H diye gösterilir ama bu element doğada moleküler halde bulunur ve H2 olarak formülle gösterilir. Klor,Azot,Oksijen,Hidrojen gibi elementler doğada atomik yapıda bulunmazlar.Çünkü kararlı yapıya ulaşmak isterler ve H2, Cl2, O2, N2 gibi moleküler  yapıda bulunurlar. 

 

 

Sayfa 1 / 47