Kimya (16)

Cumartesi, 24 Aralık 2011 22:41

Kimyasal Bağlar

Yazan Eray Bolukçu

 

Atom ve molekülleri bir arada tutan kuvvetlere kim­yasal bağ denir. Her bileşiği elementlerine ayrıştır­mak farklı miktarda enerji gerektirir. Bu moleküllerin bağlarının sağlamlıklarının farklılığından kaynakla­nır. Yine her maddenin erime ve kaynama noktaları farklıdır. Buda maddelerin molekülleri arasındaki çe­kim kuvvetlerinin farklılığından kaynaklanır. Kimyasal bağları şöyle sınıflandırabiliriz.

KİMYASAL BAĞLAR

1) İYONİK BAĞ

İyonlar arasında elektrostatik çekimle oluşur. Bir başka ifadeyle elektron alış verişi sonucu oluşan iyonlar arasındaki elektrostatik çekimdir.

Bu şekilde oluşan (+) ve (-) yükler birbirini büyük bi kuvvetle çekerler. Bundan dolayı iyonik bağlı bileşik leri ayrıştırmak çok zordur. Bu (+) ve (-) yüklü iyonla arasındaki boşluklar son derece azdır. Oda koşullarında katı halde bulunurlar. Katı halde elektriği iletmeyip sıvı ya da çözeltileri elektrolittir. İyonik katılar da (+) ve (-) katı içerisinde belirli bir düzen içerisinde yerleşerek belirli bir kristal yapı oluştururlar.

Örneğin; NaCI, NaNO3 MgCI2 gibi bileşikler iyonik bağlı bileşiklerdir.

Örnek: 

Na ile 9F arasında oluşan bağın yapısını şöyle gös­terebiliriz.

11Na ile 9F arasında oBu elementlerin elektronik yapıları incelenirse, 11Na metal, 9F de ametaldir. Na bileşik oluştururken bir elektronunu vererek, F'de bir elektron alarak soygaz kararlılığına ulaşır. Bu iki atom arasında bağ oluşur­ken, Na'nın son yörüngesindeki tek elektronu F'nin yarı dolu orbitaline aktarılır. Bunun sonucunda;

2) KOVALENT BAĞ

Bağı oluşturan atomlar arasında elektronların ortak kullanıldığı bağ türüdür.

Aynı Cins Ametal Atomları Arasında Oluşan Kovalent Bağlar: Ametal atomları kendi aralarında bağ oluştururken elektron alışverişinde bulunmayıp elektronlarını ortaklaşa kullanırlar. Bunun sonucunda kovalent bağlar meydana gelir. Bir ametal atomu son yörüngesinde bulunan yarı dolu orbital sayısınca elektronunu kullanarak kovalent bağ oluşturur. Soygazlar ne kendi aralarında ne de başka atomlarla bağ oluşturamazlar. Çünkü bütün orbitalleri tamamen doludur ve elektronlarını uyarabilecekleri boş orbital­leri de yoktur.

Örnek olarak hidrojenin yapısındaki kovalent bağı in­celeteyim. Bu bağlar apolar (Kutupsuz) dır. Ve mole­küller arasında zayıf çekimler vardır.

Hidrojenin son yörüngesinde tek elektro­nu olduğundan hidrojen atomları arasın­da bir bağ oluşur. Ve bu tek elektronlar ortaklaşa kullanılır.

H - H Hidrojen bu şekilde kararlı bir yapı oluşturur ve H2 şeklinde gösterilir.

Aynı cins atomlar arasında oluşan kovalent bağlara örnek olarak F2, O2, N2 verilebilir.

Farklı Cinste Ametal Atomları Arasında Oluşan Kovalent Bağlar: Farklı cinste iki atomdan oluşan kovalent bağlı bileşiklerdir. Örnek olarak CO, NO, HCI, HI bileşikleri verilebilir. Bu tür bileşiklerin polarlığı geometrik şekillerine bağlıdır.

Cumartesi, 24 Aralık 2011 11:31

Soygazların Genel Özellikleri:

Yazan Eray Bolukçu

 

1. Periyodik cetvelin en sağ sütununda yer alırlar.

2.  Helyum (He) hariç son yörüngelerinde 8 elektron vardır.

3. Bileşik oluşturmazlar.

4.  İyonlaşma enerjileri çok yüksektir.

5. Elektron ilgisi göstermezler.

6. Gaz fazındadırlar ve tabiatta atomik halde bulunur­lar. (Ne, Ar, Kr,...)

7.  Elektrik akımını iletmezler.

Cumartesi, 24 Aralık 2011 11:30

Ametallerin Genel Özellikleri

Yazan Eray Bolukçu

 

1. Periyodik cetvelin sağ kısmında bulunurlar.

2.  Son yörüngelerinde 5, 6, 7 elektron bulundururlar.

3.  Bileşiklerinde (-) ve (+) değerlik alırlar.

4.  Kendi aralarında kovalent bağlı bileşik oluştururlar.

5.  Metallerle iyonik bağlı bileşik oluştururlar.

6. Tel ve levha haline getirilemezler.

7.  İyonlaşma enerjileri yüksektir.

8.  Elektron ilgileri yüksektir.

9. Yükseltgen özellik gösterirler.

10. Katı, sıvı, gaz hallerinde bulunabilirler. Önemli bir kısmı tabiatta molekül halinde bulunur. (F2, N2, 02, ...)

11. Elektrik akımını iletmezler (Grafit hariç).

12. Oksitleri genelde asidik karakterlidir.

Cumartesi, 24 Aralık 2011 11:27

Metallerin Genel Özellikleri

Yazan Eray Bolukçu

 

1. Periyodik cetvelin sol kısmında bulunurlar.

2. Son yörüngelerinde 1,2 ve 3 elektron bulundururlar.

3. Bileşiklerinde pozitif (+) değerlik alırlar.

4.  Kendi aralarında bileşik oluşturmazlar.

5. Ametallerle iyonik bağlı bileşik oluştururlar.

6. Tel ve levha haline getirilebilirler.

7.  Elektrik akımını iletirler.

8.  iyonlaşma enerjileri düşüktür.

9.  Elektron ilgileri önemsizdir.

10. İndirgen özellik gösterirler.

11. Oksitleri genelde bazik özellik gösterir.

12. Metal atomları arasında metalik bağ vardır.

13. Kendi aralarında alaşım oluştururlar.

Pazartesi, 19 Aralık 2011 18:16

PERİYODİK TABLODAKİ TERİMLER

Yazan Eray Bolukçu

 

1) ATOM ÇAPI

Atomların çapları karşılaştırılırken aşağıdaki sıra takip edilir:

1. Yörünge sayısına bakılır. Yörünge sayıs elektronlar çekirdekten uzaklaşacağında artar.

Atom numarası 3 olan Li ile 11 olan Na atomunun ya­pısı yukarıdaki gibi düşünüldüğünde Li nin 2 yörünge­si, Na nın 3 yörüngesinin olduğu görülür. Na nın yö­rüngesi fazla olduğundan çapı büyüktür.

 

2. Eğer yörünge sayıları eşit ise proton sayıları kı­yaslanır. Proton sayısı büyük olanın etkin çekim gücü büyük olacağından genellikle çapı küçüktür.

11Na: 1s22s2 2p63s1

17CI: 1s2 2s2 2p6 3s2 3p5

Her ikisinin de yörünge sayısı eşittir. Na nın atom nu­marası 11, Cl nin atom numarası 17 dir. Cl nin atom numarası büyük olduğundan atom çapı daha küçük­tür.

Not:

Periyodik tabloda, soldan sağa doğru gidildikçe atom çapı genellikle küçülür, yukarıdan aşağıya doğru inil- dikçe çap büyür.

2) İYON ÇAPI

İyon çapı karşılaştırılırken atom çaplarının kıyas­lanmasında olduğu gibi periyot ve proton sayısına bakılır. Bir atom elektron verdiğinde; elektron sayısı azalırken, proton sayısı değişmez. Elektron başına düşen çekim kuvveti artar. Bundan dolayı çap küçülür.

Not:

Proton sayısı değişmediğinden (çekirdek yapısı de­ğişmez) çekirdeğin çekim gücü de değişmez.

Bir atom elektron aldığında; elektron sayısı ar­tarken, proton sayısı değişmez. Bu sırada elektron başına düşen çekim kuvveti azalır, (elektron sayısı, proton sayısından fazladır.) Bundan dolayı çap bü­yür.

Not:

Atom elektron aldıkça çapı büyür, elektron verdikçe de çapı küçülür.

Özet olarak atom ve iyonların çapı karşılaştırı­lırken ilk önce yörünge sayısına bakılır. Yörünge sayısı fazla olanın çapı büyüktür. Yörünge sayısı eşitliğinde proton sayısı az olanın çapı daha büyüktür. Proton sayısı da eşitse elekt­ron sayısı çok olanın (elektron alanın) çapı büyüktür

3) İYONLAŞMA ENERJİSİ

Gaz halindeki nötr bir atomdan bir elektron koparabilmek için gerekli olan enerjiye 1. İyonlaşma enerjisi,  ikinci bir elektronu koparmak için gerekli 2. İyonlaşma enerjisi,  üçüncü elektronu koparmak için gerekli olan enerjiye de üçüncü iyonlaşma enerjisi adı verilir.

Aynı atomdan elektron kopartıldıkça elektron ba­şına düşen çekim kuvveti artacağından iyonlaşma enerjisi de artar.

Bir atomun iyonlaşma enerjilerinin karşılaştırılması 1.İE < 2.İE < 3.İE < 4.İE.... şeklindedir.

 

Atom ve iyonların iyonlaşma enerjileri karşılaştırı­lırken aşağıdaki sıralama takip edilir.

1. İyonlaşma enerjisi bulunurken son yörüngelerindeki elektron sayısına bakılır. Son yörüngesinde elektron sayısı fazla olanın iyonlaşma enerjisi genel­likle fazladır.

2. Son yörüngelerindeki elektron sayısı aynı ise yörünge sayısına bakılır. Yörünge sayısı fazla ola­nın iyonlaşma enerjisi düşük olur.

3. Hem son yörüngedeki elektron sayısı hem de yörünge sayısı aynı olduğunda proton sayısına bakılır.

Proton sayısı büyük olanın iyonlaşma enerjisi büyük­tür.

4) ELEKTRON İLGİSİ

Gaz halindeki nötr bir atom elektron aldığında enerji açığa çıkar. Açığa çıkan enerjiye elektron il­gisi adı verilir.

Elektron ilgisi karşılaştırılırken aşağıdaki sırala­ma takip edilir.

1. Ametallerde genellikle son yörüngesinde elekt­ron sayısı fazla olanın elektron ilgisi daha fazladır.

2. Son yörüngelerindeki elektron sayıları eşit ise yörünge sayısı az olanın elektron ilgisi daha faz­ladır.

5) AKTİFLİK

Bir elementin reaksiyona girme yatkınlığıdır. Metalik aktiflik, bir metalin elektron verme eğilimidir. Ametalik aktiflik, bir ametalin elektron alma eğilimi­dir.

1. Son yörüngesinde elektron sayısı ne kadar az ise metalik aktifliği o kadar fazladır.

2. Yörünge sayısı fazla olanın elektron verme eği­limi daha fazladır.

Not:

Periyodik tabloda soldan sağa doğru metalik aktiflik azalır, aynı grupta yukarıdan aşağıya inildikçe meta­lik aktiflik genellikle artar.

Elektron ilgisi arttıkça genellikle ametalik aktiflik artar. Periyodik tabloda sağdan sola doğru, aynı grupta yuka­rıdan aşağıya doğru ametalik aktiflik genellikle azalır.

 

 

Salı, 13 Aralık 2011 21:54

Periyodik Tablo Nedir?

Yazan Eray Bolukçu

 

Elementlerin atom numaralarına göre sıralandığı tabloya periyodik tablo denir. Periyodik tablo ilk za­manlarda atom ağırlıklarına göre dizayn edilmiş, daha sonraları atom ağırlığı aynı olan atomların bulunduğu belirlenince atom numaralarına göre düzenlenmiştir. Periyodik tabloda yatay sıralara (->) periyot ya da sa­tır adı verilir.

Düşey sıralara da grup ya da sütun adı verilir. Gü­nümüzde aşağıdaki periyodik tablo kullanılmaktadır

Periyodik cetvelde 7 tane periyot, 18 tane de grup vardır. J'

Periyodik tabloda bazı grupların özel isimleri ve bile­şiklerinde aldıkları değerlikler verilmiştir.

1A grubu -»Alkali metaller

2A grubu -»Toprak alkali metaller

3A grubu Toprak metaller

7A grubu Halojenler

8A grubu -> Soygazlar

B grubları Geçiş metalleri

f bloğu elementleri iç geçiş metalleridir.

Soygazların atom numaraları yardımıyla diğer atomların grup ve periyotları bulunabilir.

Cumartesi, 10 Aralık 2011 17:55

Atom ve Atomla İlgili Terimler

Yazan Eray Bolukçu

Fiziksel ve kimyasal yol­larla parçalanamayan, ele­mentin bütün özelliklerini üzerinde taşıyan en küçük birime atom denir.

Demir (Fe), Bakır (Cu) ve Altın (Au) gibi elementler incelendiğinde, atom adı verilen çok küçük taneciklerden oluştuğu gözlenir.

Atom iki kısımdan oluşmaktadır:

1 - Çekirdek

2- Yörünge

Çekirdekte proton ve nötronlar, yörüngelerde ise elektronlar bulunur.

esyb : Elektrostatik yük birimi 

akb: Atomik kütle birimi (1 akb = 1,67.10-24 gramdır.)

1) Atom Numarası

Herhangi bir atomun çekirdeğinde bulunan top­lam proton sayısıdır.

Her atomun kendine özgü proton sayısı vardır.

Atomları birbirinden ayırmak için öncelikle proton sayısına bakılır.

Atomun çekirdeğinde yük sadece protonlara ait olduğundan, proton sayısına aynı zamanda çekirdek yükü de denir. O halde,

Atom Numarası = Proton Sayısı = Çekirdek Yükü

2) Kütle Numarası

Bir atomun kütle numarası; atomun proton ve nötron sayıları toplamına eşittir.

Kütle numarası = Proton Sayısı + Nötron Sayısı

Atomun kütlesi ile kütle numarası karıştırılma­malıdır.

3) Nötr Atom

Proton sayısı (p), elektron sayısına (e") eşit olan atomlardır. Örneğin,

6C . 12Mg , 3Li

Nötr atomlarda p = e dir.

birimi (1 akb = 1,67.10-24 gramdır.)

4) İyon

Elektron almış ya da vermiş taneciklerdir. Pozitif (+) veya negatif (-) değer almış atom ya da atom gruplarıdır. Örneğin,

Ca+2, NO3-, NH4+, CO3-2 gibi.

İyonlarda proton sayıları elektron sayılarına eşit değildir.

İyonlarda p≠ e" dir.

İki tür iyon vardır,

a) Katyon

Elektron vererek pozitif (+) yük ile yüklenmiş atom ya da atom gruplarıdır. Örneğin,

Ca+2, Mg+2, Cu+1, Cr+3.... gibi.

Katyonlarda proton sayıları elektron sayılarından büyüktür.

Katyonlarda p > e dir.

b) Anyon

Elektron alarak negatif (-) yük ile yüklenmiş atom ya da atom gruplarıdır.

Anyonlarda proton sayıları elektron sayılarından küçüktür.

Anyonlarda p<e dir.

Ters U Metodu

Herhangi bir elementin sembolü X olsun.

  • Sağ üst köşeye yük yazılır. (+, -) nötr ise sıfır (0) genellikle yazılmaz.
  • Sol alt köşeye atom numarası (Proton sayısı= Çekirdek yükü = Pozitif yük sayısı) yazılır.
  • Sol üst köşeye kütle numarası yazılır.
  • Hesaplamalarda kolaylık olması açısından sağ alt köşeye elektron sayısı, sol ortaya nötron sayısı yazılabilir.

Kütle Numarası = Elektron Sayısı + Yük

Kütle Numarası = Proton Sayısı + Nötron Sayısı

5) İzoelektronik

Elektron dağılımı ve sayısı eşit olan tanecikler­dir.

5) İzobar

Kütle numaraları aynı atom numaraları farklı olan atomlardır.

7) İzoton

Nötron sayısı aynı atom numarası farklı olan atomlardır.

8) İzotop

Proton sayıları aynı, nötron sayılan farklı ya da proton sayıları aynı kütle numaraları farklı olan atom lardır.

İzotop atomların özellikleri:

1-  Kimyasal özellikleri aynıdır.

2-   Fiziksel özellikleri farklıdır.

3-  Ortalama atom ağırlıkları kesirlidir.

4-  Oluşturdukları bileşiklerin mol ağırlıkları farklıdır.

9) Allotrop

Maddenin farklı şekilde dizilmesiyle oluşan farklı maddelere allotrop denir.

 

Örneğin, elmas ve grafit karbon atomlarından oluşan allotrop maddelerdir.

Özellikleri:

1-   Reaksiyona girme aktiviteleri farklıdır.

2-   Fiziksel özellikleri farklıdır.

3-   Uzaydaki dizilişleri farklıdır.

4-   Reaksiyona girdikleri madde aynı ise aynı ürünü oluştururlar.

Cumartesi, 10 Aralık 2011 16:05

Atom Teorileri

Yazan Eray Bolukçu

 

1- DALTON ATOM TEORİSİ

19. yüzyılın başlarında J. Dalton, şu teorileri or­taya atmıştır:

Bir element, aynı büyüklükte aynı ağırlıkta atom adı verilen içi dolu küçük küreciklerden ibarettir.

Aynı elementteki atomların gösterdiği özellikler aynıdır. Farklı elementlerin atomları farklı özellik gös­terir.

Atomlar parçalanamaz.

Elementler bileşik oluştururken belirli sayı ve kütle oranlarında birleşirler.

Fakat günümüzde, atomun parçalanabildiği, elemen­tin bütün atomlarının aynı olmadığı (izotoplar) ve ato­mun içi dolu bir küre

 2.  THOMSON ATOM TEORİSİ

J. Thomson tarafından hazırlanan düzenekte;

Negatif elektrot (katot) elektron yayar. Yayılan elektronlar havası boşaltılmış tüp içinde sağa doğru hızlandırılır. Elektronların bir kısmı pozitif yüklü elekt­rot (Anot) tan geçerek ZnS yüzeyine çarpar. Çarpma esnasında yüzey parlar. Bu deney sonucunda;

Atomda pozitif (+) ve negatif (-) yükler vardır.

(+) ve (-) yükler atomun her tarafında dağınık bir şekilde bulunur.

Thomson'un atom teorisinde + yüklerin dağınık bir şekilde bulunduğunu söylemesi ve nötrondan bah­setmemesi teorisinin eksik yönüdür.

3. RUTHERFORD ATOM TEORİSİ

L. Rutherford'un deney düzeneğinde,

Radyoaktif alfa (a) ışın kaynağı Polonyum (Po) elementinden gelen ışınlar kurşun levhadan geçip in­ce altın levhaya düşürüldüğünde ışınların çok büyük bir kısmının geçtiği çok az bir kısmının geri döndüğü gözlenmiştir.

Bunun sonucunda Rutherford,

Atomun büyük bir kısmı boşluktur.

Atomda pozitif (+) yükler çok küçük bir hacim­de toplanmıştır. Eksi (-) yükler dağınıktır.

Günümüzdeki atom modeline yaklaşarak ilk defa çekirdek fikrini ortaya atmıştır. Elektronların neden çekirdeğe yapışmadığını açıklayamamıştır.

4. BOHR ATOM TEORİSİ

Elektronlar hem kendi ekseni etrafında hem de çekirdek etrafında dairesel yörüngede dönerler.

Elektronlar çekirdekten belli uzaklıkta bulunur­lar. Her uzaklığın kendine özgü bir enerjisi vardır.

Bir yörüngedeki elektronu diğer yörüngeye çı­karmak için enerji gerekir.

Yüksek enerjili yörüngeden düşük enerjili yö­rüngeye dönerken enerji farkı ışık ya da ısı olarak ve­rilir.

Bu teorinin eksik yönü ise elektronların belirli yö­rüngelerde bulunduğunu söylemesidir.

 

Fakat elektronlar hızlı tanecikler olduğundan ay­rı ayrı hızını ve yerini tespit edemeyiz.

Bahsedilen bu teorileri model olarak özetlersek,

 

5. MODERN ATOM TEORİSİ

19. yüzyılın başlarından itibaren atomla ilgili ça­lışmalar neticesinde modern atom teorisi ortaya kon­muştur.

Teoriye göre;

Elektronların kütlesi çok küçük, hızı çok büyük olduğundan elektronun yeri tam olarak bilinemez. (Heisenberg'in belirsizlik prensibi)

Elektronlar dalga özelliği gösterir.

Elektronların bulunma olasılığının fazla olduğu yerlere orbital adı verilir.

Daha önce, karışımlarla bileşikler arasındaki farklar­dan söz edilirken fiziksel yöntemlerle bileşiklerin ayrıştırılamayacağını, ancak karışımların ayrıştırılabileceğini belirtmiştik. Şimdi karışımları ayırmada kullanılan ı önemli yöntemler ele alınacaktır.

1. Elektriklenme ile ayırma

Sürtünme ile elektrik yükü kazanan bazı cisimler, birtakım maddeleri kendilerine çekerler. Plastik veya cam çubuk yün kumaş parçasına sürtüldüğünde elekt­rik yükü kazanır ve böyle bir cisim, tuz - karabiber karı­şımına yaklaştırıldığında, karabiber tanelerini kendine çeker. Aynı şekilde yemek tuzu - kükürt karışımındaki kükürt, elektriklenme özelliği ile yemek tuzundan ayrı­labilir.

 2 Mıknatıs ile ayırma

Mıknatıs, demir, kobalt ve nikel metallerini kendisine çeker. Bir karışımın mıknatıs ile ayrılabilmesi için karı­şımdaki maddelerden birinin mıknatıs tarafından çekil­mesi gerekir. Demir tozu - kükürt tozu, nikel tozu- cam tozu karışımları bu yolla ayrılabilir.

3.Özkütle farkı ile ayırma

Katı-katı karışımlarda

Kum - odun talaşı karışımı suya bırakıldığında öz- kütlesi suyun özkütlesinden büyük olan kum dibe çö­kerken, özkütlesi suyun özkütlesinden küçük olan odun talaşı su üstünde yüzer. Yüzen kısım bir kaşık ile dibe çöken kısım da süzme ile sıvıdan ayrılır.

Sıvı-sıvı karışımlarda

Heterojen sıvı karışımlarını ayırmak için ayırma hu­nisi kullanılır. Ayrılacak sıvı karışımı (örneğin zeytinya­ğı - su karışımı) ayırma hunisine konulduğunda özküt­lesi daha küçük olan zeytinyağı üstte, özkütlesi daha büyük olan su ise altta birer faz oluşturur. Musluk açılıp alttaki sıvı toplama kabına alınarak musluk kapatılır. Böylece iki sıvı birbirinden ayrılır.

4- Çözünürlük farkı ile ayırma

 a) Katı-sıvı karışımlarda

Katı - sıvı heterojen karışımları ayırmak için süzme işlemi kullanılır. Bu işlemde, katı tanecikleri geçirme­yen fakat sıvının geçebileceği incelikte gözenekleri olan süzgeç kâğıtları (filtreler) kullanılır. Deniz suyu - kum karışımı süzüldüğünde kum süzgeç kâğıdının üzerinde kalır, sıvı başka bir kapta toplanır.

 

b) Katı - katı karışımlarda

Çözünürlükleri birbirinden farklı olan iki maddenin karışımını ayırmak için kullanılan bir yöntemdir. Nafta­lin - şeker karışımını ayırmak için bu yöntem kullanıla­bilir. Naftalin suda çözünmeyen, şeker ise iyi çözünen maddelerdir. Bu durumda naftalin süzgeç kâğıdının üzerinde kalır. Şekerli su çözeltisi de, suyu buharlaştırılarak şeker ayrı bir kapta toplanabilir. Buna "kristallendirme" denir.

5-Kaynama Noktası Farkına Göre Ayırma

Homojen karışımları, bileşenlerinin kaynama nokta­larının farkına göre ayrılabilir

Katı-sıvı homojen karışım

Bir katı - sıvı homojen karışımının ısıtılarak buharlaştırılması ve oluşan buharın soğutularak yoğun­laştırmasına "damıtma" denir. Burada ayırma, sıvı­nın kaynama noktasının, katının kaynama noktasından çok daha düşük olması esasına dayanmaktadır. Deniz suyundan içme suyu elde edilmesi damıtma yöntemiy­le gerçekleştirilmektedir.

b) Sıvı-sıvı homojen karışımları

İki veya daha çok sıvıdan oluşan bir homojen karı­şımda, sıvı bileşenleri, kaynama noktaları farkına göre ayırıp her birini ayrı ayrı elde etme işlemine "ayrımsal damıtma" denir. Alkol-su karışımı bu yolla ayrılır. Al­kolün kaynama noktası sudan daha düşük olduğundan toplama kabında alkol toplanır. Ayrımsal damıtmada, bileşenlerin kaynama noktaları arasındaki fark ne ka­dar büyük ise ayırma o kadar kolay olur. Ham petro­lün damıtılması sonucu, fuel-oil, benzin, motorin v.s. gibi ürünlerin elde edilmesi buna örnektir.

c) Gaz-gaz karışımlarında

Kaynama noktaları farkına göre ayırma, gaz karışımlarını da bileşenlerine ayırmak için kullanılabilir. Bir gazın sıvı hale geçtiği sıcaklığa "yoğunlaşma nokta sı" denir. Bu sıcaklık, aynı maddenin kaynama nokta sına eşittir. Bir gaz karışımı soğutulursa, önce kaynama noktası en yüksek olan gaz yoğunlaşmaya başla ve yoğunlaşma sırasında sıcaklık sabit kalır. Bu gaz, karışımdan ayrıldıktan sonra sıcaklık tekrar düşer. Başka bir gaz bileşeninin kaynama noktasına gelindi­ğinde de bu bileşen yoğunlaşır. İşlem bu şekilde sürer.

Havanın bileşimindeki azot, oksijen ve çok az oran­da argon gazlarını birbirlerinden ayırmak için önce ha­va tamamen soğutularak sıvılaştırılır. (Kaynama noktaları: azotun - 196°C, argonun 186°C ve oksijenin - 183°C'dir.) Daha sonra da ısıtılmaya başlanarak ayrımsal damıtma uygulanır. Sırasıyla önce oksijen, son­ra argon, en son olarak da azot elde edilir.

Kimyasal ayrıştırma yöntemleri

Karışımlar, fiziksel yöntemlerle bileşenlerine ayrıştırılabildiği halde bileşikler bu yolla ayrıştırılamaz. Bileşikleri kimyasal yöntemlerle ayrıştırmak için mut­laka enerji verilmelidir. Bu, ısı enerjisi, elektrik enerji­si, ışık enerjisi v.s. gibi türlerden biri olmalıdır. Bazı bileşikler, ısı etkisiyle kimyasal değişmelere uğraya­bilir.

Isı etkisiyle ayrıştırılamayan pek çok bileşik, elektrik enerjisiyle ayrıştırılabilir. Bu işleme "elektroliz" denir. Suyun (H2O), sofra tuzunun (NaCI) elementlerine ay­rıştırılması bu şekilde gerçekleştirilir.

 

 

Cuma, 09 Aralık 2011 07:59

Saf Bir Maddenin Faz Diyagramı

Yazan Eray Bolukçu

Faz diyagramı, verilen sıcaklık ve basınçta, arı bir maddenin hangi fiziksel halde bulunduğunu belirler. Her maddenin kendine özgü bir faz diyagramı vardır.

Örnek olarak, suyun faz diyagramı incelenirse; DA, DB ve DC çizgileri düzlemi üç bölgeye ayırır. Her böl­genin temsil ettiği fiziksel hal şekilde gösterilmiştir. Maddenin sıcaklık ve basıncının tayin ettiği nokta han­gi bölgeye düşerse madde o fiziksel haldedir. DA çiz­gisi, katı - sıvı denge durumunu belirler. Bu çizgiyi oluşturan noktalar, maddenin, çeşitli basınçlardaki donma noktalarını (veya erime noktalarını) gösterir. DB çizgisi, sıvı - gaz denge durumunu belirler. Bu çiz­giyi oluşturan noktalar, maddenin, çeşitli basınçlardaki kaynama noktalarını (veya yoğunlaşma noktalarını) gösterir. Grafikte de görüldüğü gibi 1 atmosferde (760 mm Hg) suyun donma noktası 0°C, kaynama noktası ise 100°C dir. (D) noktasına "üçlü nokta" denir. Faz diyagramından da görüleceği üzere bu nokta üç halin bir arada bulun­duğu durumu ifade eder. Ayrıca maddenin süblimleşebilmesi (yani katı halden gaz hale geçebilmesinin basıncın, üçlü noktadaki basınç değerinin altında ol­ması gerekir.

<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 - 2

Anketimize katılın.

Sizce hangisi daha sanatsaldır?
 

by eray